top of page
  • Yazarın fotoğrafıCaner Turunç

Vergi İncelemesinin Süresinde Tamamlanmamasının Sonuçları Nelerdir?


VUK Md-140/6’ya göre, incelemeye başlanıldığı tarihten itibaren, tam inceleme yapılması halinde en fazla bir yıl, sınırlı inceleme yapılması halinde en fazla altı ay, katma değer vergisi iade incelemelerinde ise en fazla üç ay içinde incelemeleri bitirmeleri esastır. Bu süreler içinde incelemenin bitirilememesi halinde ek süre talep edilebilir. Bu talep vergi incelemesine yetkili olanların bağlı olduğu birim tarafından değerlendirilir, tam ve sınırlı incelemelerde altı ayı, katma değer vergisi iade incelemelerinde ise iki ayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. Bu durumda, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların bağlı olduğu birim tarafından incelemenin bitirilememe nedenleri yazılı olarak nezdinde inceleme yapılana bildirilir. Vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların bağlı olduğu birimler vergi incelemesinin öngörülen süreler içinde bitirilmesi için gerekli tedbirleri alırlar.

Vergi inceleme süresine ilişkin ayrıntılı düzenlemeler Vergi İncelemelerinde Uyulması Gereken usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ile belirlenmiştir.

Buna göre;

-Yukarıda belirtmiş olduğumuz süreler içerisinde incelemenin bitirilemeyeceğinin anlaşılması halinde, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar, gerekçeli bir yazı ile bağlı oldukları birimden, inceleme süresinin bitiminden en geç on gün önce, ek süre talep edebilirler.

-İnceleme görevinin başka bir inceleme elemanına devredilmesi gerektiği hallerde, inceleme kalan süre içinde tamamlanır.

-Sınırlı incelemenin, sonradan ortaya çıkan durumlar nedeniyle tam incelemeye dönüşmesi halinde, inceleme süresi sınırlı incelemeye başlanılan tarih itibarıyla hesaplanır.

-Ek süre dahil olmak üzere, süresinde herhangi bir vergi inceleme raporu düzenlenmemesi halinde durum, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar tarafından gerekçeleri ile birlikte yazılı olarak bağlı oldukları birime bildirilir.

İnceleme ile görevlendirilen Vergi Müfettişi yukarıda belirtilen süreler içerisinde incelemeyi tamamlamak zorundadır. İlgili inceleme ve denetim birimi, bu süre içerisinde incelemeyi bitiremeyen inceleme elemanı hakkında disiplin hükümlerini uygulayabilir. Ancak, incelemenin bu süre içerisinde bitirilmemesinin vergi incelemesi anlamında bir hak düşürücü süre olarak kabul edilip edilmeyeceği tartışmalıdır.

Vergi incelemesi, beyan edilen verginin doğruluğunun araştırıldığı ve tarhiyatla sonuçlanacak olası bir idari işleminin hazırlık aşamasını oluşturan bir süreçtir. Beyan usulüne dayanan vergi sistemlerinde vergi incelemesi vergilemenin ayrılmaz bir ayağıdır. Vergi incelemesine ilişkin düzenlemelerin de Vergi Usul Kanunu'nun 'Vergilendirme' başlıklı birinci kitabında düzenlenmiş olması bu sebepledir.

Verginin kanuniliği ilkesinin düzenlendiği Anayasa’nın 73. maddesinin üçüncü fıkrası hükmüyle vergi mükellefi bakımından vergisel yükümlülüklerin “belirliliği” ve “öngörülebilirliği” ve bu bağlamda vergi mükelleflerinin hukuki güvenliği sağlanmak istenmiştir. Vergi incelemesinin ek süreye karşın bitirilememesinin mükellefler açısından vergileme bağlamında öngörülebilirliği zedeleyip zedelemediği önemlidir.

Mülkiyet hakkı sahibi tarafından hangi koşulların gerçekleşmesi hâlinde mülkiyet hakkına müdahale edileceğinin önceden tahmin edilebilmesi/bilinebilmesi gerekmektedir.[1] Vergi incelemesi açısından baktığımızda, mülkiyet hakkı sahibi tarafından ek süreye karşın vergi incelemesinin bitirilmemiş olmasının ilgili dönem işlemlerini incelenemez bir konuma taşımadığı bilinmektedir. Zira, VUK’un “İnceleme Zamanı” başlıklı 138’inci maddesine göre, vergi incelemesi, neticesi alınmamış hesap dönemi de dahil olmak üzere, tarh zamanaşımı süresi sonuna kadar her zaman yapılabilmekte ve evvelce inceleme yapılmış veya matrahın re'sen takdir edilmiş olması yeniden inceleme yapılmasına ve gerekirse tarhiyatın ikmaline mani olmamaktadır. Dolayısıyla, incelemenin süresinde bitirilmesi veya ek sürelere karşın bitirilmemesi durumunda bile aynı döneme dair vergi incelemesi yoluyla bir eleştiri yapılabileceği mükellefler tarafından bilinmektedir.

Bu anlamda, incelemenin belli süreler içerisinde bitirilmesine yönelik VUK 140’ıncı madde hükmünü esasen incelemeleri hızlandırmak amacıyla vergi idaresinin iç işleyişine yönelik bir düzenleme şeklinde yorumlamak, incelemeler açısından hak düşürücü süre olarak da 138'inci maddede belirtilen süreleri dikkate almak gerekmektedir.

Turgut Candan’ın bizim de katıldığımız görüşüne göre; vergi incelemesinin normal süresi içerisinde doğabilecek olan incelemeye tabi olan yönünden kimi (maddi olabileceği gibi, ticari itibarının zedelenmesi gibi gayrı maddi) olumsuz ticari sonuçları her vergi mükellefi için katlanılması gereken olağan sonuçlar olduğundan; vergi incelemesinin gereği olmayan kimi davranışlardan kaynaklanmış olmadıkça, mükellefler yönünden mevzuatta öngörülenler dışında bir talep hakkına yol açmazlar. Bununla birlikte; vergi incelemesinin ek süreye karşın bitirilememesinin, nezdinde inceleme yapılan yönünden, incelemenin bu olumsuz sonuçlarını ağırlaştırması ve onun için özel nitelikte zararlara dönüştürmesi olasıdır. Hukuk devletlerinde, bireylerin kamu hizmetinin geç işlemesinin neden olduğu bu tür ağır ve özel zararlara katlanmaları beklenemez. Bu bakımdan; mükellefler, incelemenin zamanında bitirilememesi sebebiyle uğrayacakları maddi ve manevi zararların tazminini, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 13’üncü maddesi uyarınca, bu maddede öngörüler süre içerisinde, hizmet kusuru esasına dayanarak, açacakları idari davada isteyebilirler.[2]

Her ne kadar hukuki görüşümüz bu yönde olsa da, vergi incelemelerinin ek süreye karşın bitirilmemesi durumunda sonuçlarının VUK Md-140'ta net bir şekilde düzenlenerek, bu konudaki tartışmaların sonlanması ve mükellefler açısından belirliliğin sağlanmasının daha sağlıklı olacağı aşikardır.


[1] Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 52.

11 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page